Yesim Gümüs'ün Sitesine Hosgeldiniz!

Boynumdaki şaldan tut da yüzümdeki ifadeye, el ele tutuşur gibi halimize, senin şapkana ve resmin arka tarafında otobüste yol boyu çorba dahil içmemize, ve döküp her yanımın şehriye oluşuna, hayatta hiç çorba içemiycekmiş gibi telaş yapıp hazırladığımız o yolluğa, elimizde çantalarla eşek düğüne de gitse su çeker misali gezmelerimize, yıl boyu hiç usanmadan spor yapşımıza, senin hastanede sıra beklerken "Herkes gergin zaten susun!" diye çocukları azarlamana sonra bennim ettrafta senden başka gergin biri göremeyip gülmeme ve senin rahatlamana, her sabah okula getirdiğimiz "ekmek aralarına", yemekteyiz izleyip uyumalarımıza, dostluğa, kardeşliğe, aynı topraktan gelmeye her koşulda Yeşimcim her koşulda... duygulandım...
(Bu her koşulda lafı da nikahlanır gibi oldu bi bu eksikti diyecek bizimkiler))):D

 

Nuray Aydin Erdogan'in sagdaki resim hakkinda Yesimle paylastigi, hayatlarindaki zorluklari anlatan trajikomik bir yazi..

Ben bir şair olsaydım eğer, cümle cümle vururdum seni. Her noktasında dururdu kalbin ! Ben bir şair olsaydım eğer, öyle bir şiir yazardım ki sana sevgili; harflerine asardın kendini..!

 

Bu „kücük“ biyografi cok degerli ve esi olmayan „Yesim Gümüs“ ü tanitmak adinadir. Kendi bakis acimdan onun hayatini anlatmaya calisacagim ve gecirdigimizi günleri sizlerle paylasacagim. Benim kim oldugumunsa bir önemi yok ama okuduklarinizdan kim oldugumu ortaya cikarabilirsiniz.

Yalniz bilmedigim günleri yada net bilgiler icermeyen kaynaklari sizlere hayalgücümü kullanarak anlatacagim. Dolayisiyle bu kitabta gecen hersey bire bir gercegi yansitmaz, sadece gercekleri iceren alintilari icerir.

Yesim hanim 15 haziran 1983 sabahi, Sinopun kücük bir kasabasi olan ve yesilligiyle ünlü olan Dikmen ilcesinde, dünyaya gelmistir.

Gözlerini dünyaya actiginda sicak olmayan ama cok günesli birgün ona “merhaba” demistir. O günden belliymis aslinda, hayatin bu insanin dünyaya gözünü acmasina ne kadar cok sevindigine.

Tabi ilerde tanisacagi Atillada, 15 haziran 1983 gününe vede Yesimin annesine defalarca sükretmistir bunun icin.

 Ailenin ikinci kizi olan Yesim, aslinda bir erkek beklentisiyle yola cikilmis, ama erkek dogmadigi icinde hic pismanlik duyulmamistir. Babasinin bu gayreti iki kere daha sürmüs olsada basariya ulasamamistir.

Babasi yinede bundan dolayi mutsuzluk yasamamistir, cünkü ailenin „erkegi“ olarak daima Yesim görülmüstür.

Özellikle kizlari arasinda babasi tarafindan en cok sevgi gören ve en cok güvenilen kiz olmustur. Dolayisiyle bir erkek cocugun olmamasi konusundaki boslugu „Yesim Gümüs“ fazlasiyla doldurmustur.

Bebekken biraz, pardon cok tombul olusu, onu tüm bebeklerin karsisinda önplana itmistir ve herkez onu sevmistir. Suan o zamanki sevimliligi karsinda Yesim hanim bile hayretler icersine düsmektedir, ki ayni sekil sonra tanitacagim Atilla ismindeki sahista bu tatlilik karsisinda hayretler icersine düsmektedir. Gerci Atilla simdide onu en az o dönemler oldugu kadar tatli ve sevimli buluyor.

Dikmen kasabasinda emeklemeye ve sonrada yürümeye baslamistir. Cocukluk günlerini pek hatirlamamaktir ama huzurlu bir aile ortaminda büyüdügü biliniyor. Her cocuk gibi camurda oynayarak ve zamanini sokak ve cimenlerde kosmakla gecirerek 6 yasina gelmistir.

Yesim Istanbul bogaz turunda (üstte)

Yesim Galata Kulesinde (altta)

Yesim hoca için ne desem azdır.Cok iyi ve cana yakın bir insandır,deger verilecek bir kişidir, her ortama uyum saglamayı bilen ve gayet ciddi birisidir.
 
Ahmet Güleryüz
Herkezin bildigi gıbı benım sayın hocam cok ıyı ve her konuda ne olursa olsun yardım etmeyı seven bı hocamız , benim kendısıne cok buyuk saygım vardır. Kım ne derse desın ben hocamı sevıyorum, hıc bır zaman karakterı degısmez bızım hocamızın...!
 
Yasin Cevik

 

"Yesim Hoca" (altta)

Yesim kaplumbaga severken (üst resim)

Soldan-Saga: Nazan, Duygu, Yesim, Pinar (alt resim)

Bu yasi zor bir yas olmustur bu kücük kiz icin. Babasinin isinden dolayi Dikmenden Duragan kasabasina tasinmislardir. Tüm arkadaslarini geride birakarak „merhaba“ demistir yeni bir hayata. Bu degisiklikten mi bilinmez ama 7 yasina bastiginda ve okula basladiginda, zor bir dönem gecireceginin sinyallerini vermistir.

O zamanlari kimsenin aklina ögretmen olacabilecegi gelmemistir eminim. Simdikinin tam aksine, yani isini severek yapan ve severek okula giden bir Yesim hocanin aksine, o kücük yaslarinda okula gitmekten hem korkar hemde kacarmis. Bir cok kez annesi götürürmüs, zaman zaman zorlayarak, zaman zaman ikna ederek ve ödüller koyarak. Bazi zamanlarda ablasi gelir ve sinifa birlikte girermis. Ama nafile..Ilk baslarda o kücük kiz yine kacarmis. Istemezmis okula gitmek, helede sinifta oturmak. Bu korkusunu zamanla yenmeyi basarmis, ailesinin vede özellikle anne ve ablasinin destegiyle.

Yillar gectikce okulu dahada cok sevmeye baslamis ve ögretmenlerin sevgilisi haline gelmis. Tam örnek bir ögrenciymis. Ilk okul yillarini geride biraktiktan sonra, adim adim genc kiz dönemine yaklasmaya baslamis. Ortaokula basladiktan sonra, arkadaslarinin hepsinin ergenligini yasadigini gördükce, oda genc kiz olma yönünde sabirsizlaniyormus. Ama herkezin aksine bu kücük kizin genc kiz olmasi biraz gecikmis. Bedeni hic bir zaman ilgisini cekmesede, yinede görünüs olarak bir farklilik olusmus. Seside degismis, düsünceleride. Kendisiyle birlikte insanlarin ona yaklasimida degismis.

Özellikle erkeklerin ona karsi olan ilgisi artmis, ama baskalari gibi bu onu onure degil tam tersi rahatsiz etmis. Hayatinin bu dönemi daha ilimli olsada, cocuklugunda oldugu gibi bu degisimede adapte olmasi zaman almistir.

Hayatinin ilerleyen bölümlerindeyse birsey degismeyecek, ve kendini bildi bileli degisimlerden hoslanmayacaktir.

 Ortaokul yillarinin son döneminde bisiklete karsi özel bir ilgi duymaya baslamis. Cocuklari bisiklet sürerken gördügünde kirlarda bayirlarda, adeta bir hayale kapilip, kendisini o bisikletin üstünde hisseder ve rüzgarin nasil yüzüne vurdugunu, o soguk esintiyi ve verdigi ferahligi hissedermis.

Ama en önemlisi hayatinda hic olmadigi kadar özgür olurmus o an. Simdi bile en mutlu oldugu anlardan biri, bisiklet sürerken, bisikletin üstünde o cocukluguna döndügü günlerdir, cünkü kendini o aletin üstünde hic olmadigi kadar özgür ve mutlu hisseder. Cocukluk dönemi bunu hayal etmekle kalmayacaktir. devami icin tikla

MİNİKKUŞ’A
O bir Sinoplu, o bir gümüş, o bir dost ,o bir can ,o birrrr …………..MİNİKKUŞ:)
Selvi boyuyla,kıvırcık saçlarıyla,dik duruşuyla dikkatimi çekmiştin…Giresun eğitimin bahçesindeki turlarımız ,yokuşundan iniş çıkışlarımız,teyyaredüzü mahallesi gezintilerimiz…Anaç ruhlu arkadaşım ne de çok severdin bana yemek pişirip yedirmeyi.Hala öyle.mutlu günlerimiz oldu çoklukla,gülüşlerimiz.Dost kazıkları da yedik ama yılmadık.Yalnız değildik.Birbirimize sarıldık hep.Sevgimizi hiç esirgemedik birbirimizden.
Şefkatli,yüce gönüllü,ince ruhlu,sevgi dolu,vefalı dostum…
Minikkuşum, dolu dolu dört yıllık bir Giresun maceramız oldu seninle.Tabi ki dört yılla kalmayacak bir maceraydı bu.Çünkü bizim dostluğumuz gerçekti.Nitekim İstanbul maceramızda da birlikteyiz.Dilerim daha nice güzel günleri birlikte görürüz yine…
Seni çok sevdiğimi bil …can dostum.
 
Nazan Soytas

Sie sind Besucher Nr.

Gratis Homepage von Beepworld
 
Verantwortlich für den Inhalt dieser Seite ist ausschließlich der
Autor dieser Homepage, kontaktierbar über dieses Formular!